Product Added to Your Cart

X
VIEW CART
CONTINUE SHOPPING

12

MAY'20
Kendine Teşekkür Et - Tuğçe Çakır



Kendine teşekkür et...

Kendini asırlardır yaşayan yaşlı bir ağaç gibi mi hissediyorsun?
Eğilmiş, bükülmüş, unutulmuş ve çok yorgun mu?
Öyleyse şu an bulunduğun yerden kafanı kaldırıp gökyüzüne bak ya da hemen balkona çık ve doğayı izle. Gökyüzündeki bulutların ahenkle selam verip, geçip gidişini izle.
Kuşların kanat çırpışını dinle...
Çiçeklere,böceklere, insanlara bir bak. Gözünü kapat ve derin bir nefes al...
Havanın ciğerlerine doluşunu hisset ve birkaç saniye sonra gözünü açarak nefes ver.
Bak buradasın...
Ya aldığın nefesi geri veremeseydin?
Ya bir daha gökyüzünün maviliğini göremeseydin?
Ya kulakların bir daha duymasaydı?
Bunlara sahipsen ve yapabiliyorsan şükret ve bir kez daha tutun yaşama.
Pes etme, güçlü ol ve seni üzen tüm şeyleri bulutların üzerine koy. Sonra sana uzaktan el sallayarak gidişini izle o bulutun.
Bu kadar işte...
Dünyanın üzüntüsü bu kadar. Geçip gidici, kalıcı değil.
Sen, sen ol ve asla ümidini yitirme. Düştükçe kalk bir daha koş, yoruldukça bir köşede dinlen ve bir daha koş.
Koşmaktan yorulma, bıkma.
Çünkü hayat güçlü ve sen olunca güzel...
 
İftardan sonra kahvemi yaptım ve balkona çıktım. Akşam saatleriydi... Kahvemi yudumlarken ağaçtan düşen yaprak tanesine takıldı gözüm. Bu mevsimde düşmesine şaşırmıştım, sonbahara alışkın olduğum için. Fakat o düştü. Minicik bir yaprak parçası tüy gibi usulca düştü... Sonra kendi kendime dedim ki, 'görüyor musun Tuğçe? Ömrü tükendi, bitti, düştü toprağa. Sonra tekrar canlanacak. İbretlik değil mi sence de? Her birimiz yaprak tanesi gibiyiz işte şu hayatta.'

  
 
Biraz duygulandım. Rabbim'in büyüklüğü ve kudretine mi şaşayım, yirmi altı senelik ömrümde gözümün önünden geçen tüm anılarımın bende bıraktığı izlere mi? Büyümenin' çok fazla düşünmek' olduğunu söyleselerdi belki de büyümek istemezdim, oysa çocukken hep büyümek için can atardım. Hemen yaşım on sekiz olsun isterdim. Büyümek sancılı bir şeymiş; ne doğuracağını bilmeden tüm duygulara gebe kaldığın bir değişik evrim. Hiçbir şey unutulmuyor, sadece insanda bıraktığı duygunun yerleşkesi azalıyor. Yani zaman geçtikçe daha az acı çekiyor, daha az gözyaşı döküyor, daha az hatırlıyorsun silüetleri. Her şey daha az'a iniyor. Hayatın garip olduğunu hepimiz biliyoruz, her şeyin insan denen mahluk için olduğunu da. Bilmelerin bazen fayda vermediğini de bildiğimiz için belki de bazı şeylere göz yumuyor, yahut alışıyoruz. Alışmaya çalışıyoruz geleceklere, gidenlere. Her şeye. Ben de unutmuyorum işte bazı şeyleri. Kırgınlıkları, sevinçlerimi, üzüntülerimi, mutlu ânlarımı. Ân işte... Gelip geçici bir şey. Geldiği gibi gidiyor. Avuç içinde akan sudan daha hızlı gidiyor hemde. Şikâyetim yok, ama kendime kızdığım konular haddinden fazla. İşte büyümek böyle bir şey. Yaş aldıkça, tecrübe ettikçe bazı şeyleri daha çok düşünüyorsun. Yine de tüm yaşanılanlar için teşekkür ediyorum hayatıma. Teşekkür etmenin iç rahatlatıcı bir şey olmaktan ziyade, insanca ve daha birçok duyguyu hissettirdiğini çok iyi biliyorum. Özellikle Allah'a teşekkür ettikçe bazı şeyler daha çok çoğalıyor. Artık sol yanında kanat çırpan kuş bir kafes aramaktansa bulunduğu yere kendi kafes yapabiliyor. Kendini korumak için topladığı duygularla zırh yapabiliyor. İşte bahsettiğim müthiş duygu bu. Yaşadıkça, öğrendikçe, kendini tanıdıkça bir şeylere adım atabiliyor, bir şeyleri kendin yapabiliyorsun.
Biliyorum, belki yazdıklarım karışık geldi ama gözlerini kapattığın zaman sol yanındaki duygunun sesine kulak ver. O zaman anlayacaksın.Seninde teşekkür etme zamanın gelmiş demektir.



Tuğçe Çakır
(Eser ve tüm fotoğraflar Tuğçe Çakır'a aittir.)