Product has been added to Cart

X
GO TO THE CART
CONTINUE SHOPPING

20

OKT'14
`Kur`an`da Var` diye her ismi koymayın!
 
Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk, çocuğa isim vermenin kültürel, sosyal ve dini açıdan önemli bir konu olduğuna işaret etti.
Pek çok ailenin Kur'an-ı Kerim'de geçen isimleri çocuklarına vermek istediklerini söyleyen Hayrettin Öztürk, Kur'an'da geçen her kelimenin ise isim olarak konulamayacağını hatırlattı.
 
Günümüzde yaygın olan ve Kur'an'da geçtiği için konulan çok sayıda ismin anlamının yanlış olarak bilindiğini, gerçek anlamlarının ise isim olarak verilemeyeceğini ifade eden Hayrettin Öztürk, çocuklarına Kur'an'dan isim koymak isteyen aileleri seçici davranmaları konusunda uyardı.
 
ANLAMLARINI BİLMEDEN İSİM VERİYORLAR
Kuran'dan isim konulurken seçilen kelimenin gerçek anlamının öğrenilmesi için uzman kişilere danışılmasını tavsiye eden Öztürk, isim kitaplarında veya internette geçen adların anlamlarının da irdelenmesini istedi.
 
Hayrettin Öztürk, şöyle devam etti: "Aileler çocuklarına Kuran'dan isim koymak isterken ismin anlamına çok dikkat etmeliler. Mesela Sanem ismi çocuğa verilmemeli, Sanem, put demektir, Aleyna sıkça duyduğumuz bir isim ama anlamı üstümüze bela, sıkıntı aksın demektir. Kuran'da geçen her kelimenin isim olmayacağı bilinmelidir. Kur'an-ı Kerim'de geçen her kelime 'Bu Kuran'da geçiyor isim olur" mantığıyla çocuklara verilmemelidir. Kur'an'da geçen kelimelerin anlamı iyi bilinmelidir. Kezban ismi Kur'an'da geçiyor diye veriliyor. Oysa Kezban yalancı demektir. Çocuğa bu ismi koyarsanız, 'yalancı, yalancı' diye çağırmak zorunda kalırsınız. Aleyna 'üstümüze bela sıkıntı aksın', Bekir, 'deve yavrusu' demektir. Hz. Ebubekir'in ismi Abdullah'tır Ebubekir lakabıdır. Bu husus karıştırılmamalıdır. Rumeysa 'gözü çapaklı kadın' demektir. Hüreyre, 'kedicik' demektir. Kayra eski Türk mitolojisinde 'tanrı' demektir, Allah'tan başka ilah mı olur- Çocuğa tanrı ismi konulmamalıdır. Melis, Yunan mitolojisinde 'tanrıça' demektir, şişman ve tembel anlamlarına da gelir. Erçin 'ücret' anlamına gelir. Bir insanın ücreti olamaz."
 
 
DİNEN MEKRUH İSİMLER
Dinen mekruh sayılan isimler de olduğunu vurgulayan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Resul, Nebi, Cebrail, Azrail, Mikail, İsrafil isimleri konulmamalı, hoş değil. Samet ismi, hiç kimseye muhtaç olmayan demektir. Bu sadece Allah'a mahsus bir durumdur, isim olarak kullanılamaz. Gülsüm gariban, zavallı kimsesiz anlamındadır. Julide Farsça'da dağınık, perişan demektir. Cennet bahçesi olarak bilinen İrem ise Allah'ın gazabına uğrayan sahte cennettir. Bade ismi içki demektir. Hannas ismi şeytanın ismi. Alara, Rosa, İleyda bunlar İslam isimleri değil gayrimüslim isimleridir ve çocuklara konulmamalıdır. Anlamı kötü olan, anlamsız şeyler de çocuklara isim olarak konulmamalıdır."
 
İSİM HER DİLDEN OLABİLİR
Yrd. Doç. Dr. Hayrettin Öztürk, "İsim her dilden olabilir. Yeter ki anlamı güzel olsun, yaşadığı toplum ve kültüre yabancı olmasın" dedi.
 
Barış, Mert, Özgür, Sevgi gibi isimlerin kullanılabileceğini, aynı şekilde Kerim, Macit, Zeynep, Hasan, Abdullah, Kevser, Abdurrahman gibi isimlerin çocuklara verilmesinde bir sakınca olmadığını aktaran Öztürk, isimlerde Allah'a kulluğun ifade edilmesi gerektiğini vurgulayarak, İslam büyüklerinden hatıra kalan isimlerin kullanılabileceğini, halk arasında yaygın olan Fatma, Ayşe, Ahmet, Mehmet, Muhammet, Mustafa, Zeynep gibi isimlerin de benimsendiğini söyledi.
 
 
 
Çocuklarımıza koyacağımız isimler bir ömür boyu onlarla birlikte anılacaktır. Bu yüzden isim seçerken dinimizin uygun gördüğü isimleri koymak son derece önemlidir. Peygamber Efendimizin beğendiği ve sevdiği isimleri koymak da son derece önemlidir. Her ne kadar Peygamber Efendimizin sevdiği isimlerin tümünü bilemesek de onun isim koyduğu kişilerin hikayelerinden bazı sonuçlara varabiliriz:
 
- Sehl İbnu Sa’d es-Sâidi (r.a.) buyurdu ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Fâtıma (r.a.) annemizinevine uğramıştı. Hz. Ali (r.a.)’yi evde bulamayınca: “Amca oğlun nerede?” diye sordu. Fatıma (r.a.): “Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti” dedi. Resûlullah (s.a.v.) birine: “Hele bir arayıver nereye gitmiş” diye emretti. “Mescidde yatıyor!” diye haber verince, Resûlullah (s.a.v.), ‘Kalk ey Ebu Turâb, kalk ey Ebu Turâb (yani Toprak babası) diye seslendi.Sehl der ki: Hz. Ali (r.a.)’nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.
 
-Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Zeyneb Bintu Ebî Seleme’nin ismi Berre idi “Nefsini tezkiye ediyor” denildi Bunun üzerine Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onu Zeyneb diye isimlendirdi
 
- Hz. Aişe (r.a.): “Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok)”. Dedi ki: “Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen.” Aişe, “Ümmü Abdillah (Abdullah’ın annesi)” diye künye almıştı”
-İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) diyor ki: Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Âsiye (isyankâr, itaatsiz kadın) ismini değiştirip Cemîle (güzel kadın) yaptı
 
- Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Abdullah İbnu Ebi Talha’yı doğduğu zaman Resûlullah (s.a.v.)’a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah (s.a.v.) devesine katran sürüyordu. “Beraberinde hurma da getirdin mi?” diye sordu. “Evet” dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) “Ensar’ın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor)” diye latife etti ve çocuğuAbdullah diye isimledi.”