Product has been added to Cart

X
GO TO THE CART
CONTINUE SHOPPING

30

DEC'20
Çok Beklettim Kendimi

Biliyorum; bazı zamanlar, hatta belki de çoğu zaman kendini koca bir boşluğun ortasında yapayalnız hissediyorsun.
 - Bağırsam sesimi duyan yok! -  dedikleri şeyin tam ortasında öylece savrulup gidiyormuş gibi, derin ve sızılı bir an... Hiç bitmeyecek ve sonu gelmeyecek bir kısır döngünün ortasında kalakalmak... Kulağa pek hoş gelmese de, insan bazen tam olarak böyle hissedebilir.

Biz insanlar yaşamımızı bütünüyle düşünüp anlamlandırmak yerine, sadece bir şeye odaklanıp anlamlandırmaya çalıştığımız için bu sorunun ortasına düşüp kalıyoruz ve bir türlü kalkamıyoruz. Bu boşluk hissi öylesine olmuyor. Kendi ellerimizle oluşturduğumuz o boşluğa, 'kendimizi, yine kendi ellerimizle itiyoruz.'

Neden hayatında kötü giden bir şeye odaklanıp, sadece o duyguyu ve zamanı yaşamışsın gibi davranıyorsun? Yaşadığın diğer tüm güzel anılara ihanet değil midir bir kötü anın peşinden takılıp gitmek?
Haksızlık değil mi seni anlamlandıran güzel hislerini rafa kaldırıp, olumsuz şeyleri yüklenerek yoluna devam etmen? İnsan hiçbir şeye yük olmaz da, gelir kendine yük olur bu hayatta.
Bazı şeyleri anlamladıramadığı için.
Yaşamında bir amacı olmayan, etrafına anlam gözüyle bakmayan insan nereye kadar yaşayabilir?

Oysa insan belirli bir amacı olduğu takdirde, her şeyi, çok şey ile halledebilir. Bazen tökezler, bazen düşer, bazen yaralanır, bazen ıslanır, bazen ağlar ama amacı uğruna güçlü olmak için canını dişine takar ve savaşır.

Peki sen?

Senin bu hayattaki amacın nedir? Var mı uğruna savaşacağın bir amacın?

Belki de artık derin uykundan uyanıp, artık farklı bir gözle dünyaya bakma zamanın gelmiştir.
Sürekli seni üzen ve bunalıma sürükleyen anılarını düşünmek yerine, biraz da mutlu eden, keyif aldığın anılarını düşünüp, kendini sevmeye çalış. Öyle anım yok deme. Vardır. İllaki vardır. Düşün... Gerçekten bir düşün... Ara ve bul onu. Çıkar zihninin çekmecelerinden gün yüzüne, ağırla en saf duygularınla. Özledim seni de, sarıl tebessüm ettiren zamanlarına...
Çünkü seni senden ve Rabbinden başka gerçekten seven yok. Sana en iyi gelecek şey, yine sensin.

Sen güzelsin, hayat seninle güzel, sen var olduğun sürece her şey hallolur... Birinin sana sımsıkı sarılmasına ihtiyaç duyduğun anda, kollarını birbirine kenetle ve kendine sarılarak şöyle söyle:
'Buradayım, seninleyim. Beraber  her şeyi halledebiliriz canım kendim! İyi ki varsın! '

Onaylanmaya ihtiyaç duyduğun anda bir elinle kendi omzuna dokun ve şöyle söyle:
'Yapabilirsin! Sen gerçekten güçlüsün. Nelerin üstesinden geldin şu hayatta... Hadi ayağa kalk ve bitir şu işi!'

Gözyaşlarını birinin silmesini istediğin an, kendi parmak uçlarında hisset damlalarının sıcaklığını ve şöyle söyle:
'Biliyorsun bu hayatta her şey geçici... Ağladığın gibi güleceksin de. Tamam şimdi ağla, biraz rahatla, ama hemen toparlan ve kaldığımız yerden devam edelim olur mu? Üzülme, ben seninleyim, ben sana inanıyorum.'

Ve gülümsemelerine eşlik edecek birini aradığın zaman geç aynanın karşısına ve şöyle söyle:
'Ne de güzel gülüyorsun, gülmek sana o kadar çok yakışıyor ki! Kendinin kıymetini bil. Ben seni çok seviyorum canım kendim! Söz veriyorum sana, senin hep yanında olacağım. Sana iyi geleceğim. Seni hep seveceğim...'

Hadi kalk bir çay koy veya kahve yap kendine.
Çok bekletmişsin kendini, özlemişsindir konuşmayı şimdi.
Bir sor bakalım kendine,
Nasılsın, iyi misin? Diye... Dertleş bakalım seni en iyi anlayan sen ile...
Belki de en çok kendine ihtiyacın vardır.
Olamaz mı?
Olabilir...