Ürün Sepetinize Eklendi

X
SEPETE GİT
ALIŞVERİŞE DEVAM ET

03

EYL'14
Gençlerde Dini ve Manevi Eğitim Nasıl Olmalı?
 
 
Öncelikle şunu söyleyelim; ebeveyn muhakkak kendi inanç değerine sahip çıkmalı, bu konuda kesin kararlı olmalı ve tutarsızlıktan kaçınmalıdır.
 
Evladımızın nasıl kaliteli bir eğitim yapmasını, sağlıklı ve dengeli bir bünyeye sahip olmasını istiyorsak; aynı zamanda helal-haram kaygısı duyan, çevresine faydalı, aldatmaktan ve yalandan kaçınan, dünya hayatının geçiciliğinin farkında, iyi bir kişi olarak yetiştirmeye de gayret etmeliyiz.
 
Eğitmen, araştırmacı, psikiyatrist ve Pulitzer ödüllü Harvard’lı bir yazar olan Dr. Robert Coles, çocuğun içinde gelişen bir ahlak anlayışı olduğuna dikkat çekiyor:
 
“Ahlaki bir düzen için duyulan özlemin, yaradılıştan (Allah vergisi) olduğuna inanmaya başladım. Bir çocuğun dünyanın ne olduğu, ne anlama geldiği ve bu hayat hakkında “ahlaki bir söylem”‘e ihtiyaç duyduğunu söyleyebilirim Bu dünyayı kavrama, onu anlamlı kılma ve bir şekilde hayatı anlamlı bulma isteği hepimizin içinde var olan bir şeydir. Bu sorular bir insan olarak hayatımızla bağlantılıdır.”
 
Bu yüzden çocuklarımızın fıtratında olan ahlaki gelişim sürecini erken yaşlarda yönlendirmemiz ve uygun bir mecraya sokmamız gerekir. Günümüzde delikanlı çevresinden, okul hayatından ve özellikle medyadan karmaşık ve çoğu zaman tehlikeli mesajlar alabilmektedir. Bu bakımdan onlarla manevi ve ahlaki konularda konuşmamızda ve onları dinlememizde fayda vardır.
 
Gerçekten dünyaya niçin geldiğimizi, kainatta neden bulunduğumuzu ve ölümle nereye gideceğimizi bilmek, bunun şuurunda olmak gencin hayatına anlam katar. Onu daha mutlu, daha huzurlu ve gerek kendisiyle, gerek çevresiyle daha barışık biri haline getireceğinden şüphe yoktur.
 
Yine inanca önem veren ve kendini imanlı gören genç, ahlaki davranışlar sergilemeye ve sosyal hizmet faaliyetlerine katılmaya daha yatkın demektir. Kendine ve çevresine zarar verici davranışlardan da kaçınır. Ayrıca inançlı genç, anne-babasına karşı daha saygılıdır.
 
NE YAPMALI?
 
- En başta anne-babanın ahlaki kaideleri ve dini inançları açıkça belli olmalıdır. Tutarsızlıktan, belirsizlikten kaçınmalıdır. Kendimizde olmayanı başkasına veremeyiz.
 
- Küçümseyen bir tutumdan veya yargılayıcı ses tonundan uzak durmalıyız. Gençler, ebeveynlerinin dini görüşlerini reddeder gibi göründüklerinde, ahlaki kurallar ve inançların reddi değil, bunların gence nasıl iletildiği problem olabilir.
 
Esra’ya babası israrla kıyafet konusunda baskı yapıyor ve böyle açık gezmekle nasıl günahkar biri olduğunu anlatıyordu. Esra bir defasında dayanamayıp karşı çıkınca, babası onu dinsizlikle suçlamıştı. Bu da genç kızın İslamiyetten soğumasına sebep olmuştu. Halbuki Esra babasının söylediklerinin içeriğinden değil, tarzından rahatsızlık duymuştu.
 
- Tavsiye ettiklerimizde samimi olup uygulamamız gerekir. İkiyüzlülüğü gençler çabuk farkederler ve onlara bu sözlerin faydası olmaz. Davranışlarımızla, tatbikatımızla güzel örnek olmalıyız.
 
- Kendimizi kusursuz kabul etmemiz doğru değildir. Yanlışlarımızı kabule hazır olmalıyız. Gerektiğinde hatalarımızdan dolayı özür dileyebilmeli, kendimizi hep haklı görmekten kaçınmalıyız.
 
- İnandığımız, yanlışlığını veya doğruluğunu bildiğimiz şeyler hakkında konuşmalıyız.
 
- Zorla değil, sevdirerek manevi değerleri vermeliyiz. Aksi halde ters tepebilir ve istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.
 
- Gence olumlu örnek olmalıyız. Söylediklerimizle yaptıklarımızın uyuşması çok önemlidir. Bir defasında 15 yaşındaki Aysel adlı genç kızın anlattıkları ilginç gelmişti:
 
“Geçenlerde markette kasiyerin artan parayı gereğinden fazla verdiğini fark ettim. O an için de paraya çok ihtiyacım vardı ve bulamıyordum. Ancak hemen babamın ben küçükken yaptığı davranış aklıma geldi. Benzeri bir durumda, üstelik uzak bir yoldan dönmüş ve parayı iade etmişti. Tereddüt etmeden aynısını yaptım, bundan da mutluluk duydum.”
 
Kaynak: Ergenlik Sorunları, Psikiyatrist Doç. Dr. Sefa Saygılı